17 Eylül, 2010

Yollar Kapalı Hemşehrim!


Alelacele çıkıyorsunuz evden. Bir uçağınız var yetişmeniz gereken. Arabanıza atlayıp basıyorsunuz gaza. Fakat o da ne? Sizin kötü talihiniz mi bu trafik sıkışıklığı şimdi? Az daha sabredin, açılır birazdan yol, siz de gazı kökler ulaşırsınız uçağınıza...

Bazen düşündüğümüz gibi gitmiyor değil mi? İşte yaklaşmakta olan polisten tam da bunu öğreneceksiniz birazdan. "Yolu kapadık, geçemezsiniz. Ahmedinejad geldi. Kıçınızı yırtsanız o uçağa binemezsiniz. Kader utansın..."

Burada utanması gerekenin kader olduğundan şüphe ediyorum. Ne kadar da kolay suçu başkalarına atmak, nasıl da zevk alıyoruz bundan. Sapık mıyız neyiz?

Kaderin üstüne şamar oğlanı tanımıyorum zaten. Havaalanına ulaşmak imkansız; kader... Bir baba, hasta bebeğini hastaneye yetiştiremiyor; kader... Binlerce insan iş yerlerine gidemiyor; kader... Ah şu kader yok mu... Başımıza ne geliyorsa ondan zaten geliyor zaten, sallandıracaksın bunu Sultanahmet Meydanı'nda bak bakalım bir daha oluyor mu...

Bir günü daha rezil oldu insanlarımızın dün, bir günü daha çöpe gitti. Neden? İran'ın cumhurbaşkanı Baş'ımıza/Ayak'ımıza geldi (ben de bir türlü öğrenemedim şu ayak-baş meselesini, ayaklar mı baş olmuştu başlar mı ayak? ).

Ee... Ahmedinejad 'ayağımıza' kadar gelir de saygıda kusur eder miyiz? Asla! Halk mı? Boşver halkı canım sen de... Her gün gelmiyor ya bu adam, halk da idare ediversin bir günlük, alışkın zaten onlar eziyete. Koca İran Şah'ından bahsediyoruz. Sıradan bir ülke değil İran, modelimiz bizim, bir an önce ulaşsak onların seviyesine ne kadar iyi olur bizim için. Ne dersiniz, hoş olmaz mı?

Olmaz! İran'ın da, cumhurbaşkanının da, bu adamların bir taraflarını kaldıranların da...

Kendi halkına bu çileyi reva görenler kimin gözünü boyamaya çalışıyor? Yapmayın, günaha giriyorsunuz, makyaj yapmak doğru değil, abdest de bozar zaten...

Hoş siz o boyadan halkın gözüne de çoktan çaldınız. Elimizi sallasak yoldaşınıza çarpıyor, hani kadrolaşma yok ya... Daha bir yıl dolmadan elektriğe toplamda yaklaşık E zam geliyor, halkın sesi çıkmıyor. Ergenekon diye bir örgüt çıkıyor, ne hikmetse muhalifler içeri tıkılıyor. PKK militanları mecliste dolaşıyor, halk yine sesini çıkarmıyor.

Siz de haklısınız. Sömürmek için bizden iyisi olmaz. Vur ensesine, al ekmeğini, bundan kolayı mı var?

Endişe etmeyin yahu biraz söylendim diye. Bir anlık kızgınlıktı geldi geçti. 3 çocuk mu demiştiniz? Bu ülkeye daha fazla insan gerek. Onlar büyüyüp rektör olacak, bakan, başbakan olacak, nice cumhurbaşkanını korumak için polis olacak. En az 10 tane yapalım ki her türlü stratejik pozisyonda yardımcımız olur ilerde. Yoksa yetişmek mümkün mü komşularımıza?

Uçak mı? Boşversene uçağı şimdi, kim geldi biliyor musun sen? Yollar kapalı hemşehrim, bugün de uçağa binmeyiverin...



PS: Tee 2008'in Ağustos'unda yazmışım bunu aslında. Maksat gözüm doysun, blog kalabalık görünsün. Tatmin oldum mu? Oldum. Teşekkür eder yarışmacı arkadaşlara başarılar dilerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder